Çocuklarda kafatası biçim bozukluğunda dikkat çeken artış

18.09.2022 13:38 Haber Deposu: İHA Çocuklarda çoğu zaman birinci senesinde görülen kafatası biçim bozukluğunun iki temel sebebi bulunuyor. Birinci ve en sık sebebi çoğu zaman bebeğin aynı pozisyonda yatmasına bağlı olarak hemen hemen sertleşmemiş kafatası kemiğinin deformasyonu sonucu meydana gelen pozisyonel plajiyosefali olarak adlandırılan durum, ikincisi ise kafatasındaki kemikler arasındaki kıkırdak yada bağ dokusu yapıdaki eklem yerlerinin anormal ve fizyolojik olmayan erken kapanmasının bir sonucu olarak ortaya çıkan gelişimsel bir anomali olan ‘kraniyosinostoz’. Literatürde 2 bin ile 2 bin 500 doğumda bir görüldüğü belirtilse de son yıllarda sıklığı sebebi bilinmeyen bir halde artış gösterdi.
“Yatış pozisyonuna bağlı kafatası biçim bozukluğunda yüzde 600 arttı” Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Semra Işık, pozisyona bağlı kafatası biçim bozukluğunda yüzde 600 artış bulunduğunu söylemiş oldu. Işık, “1980’lerin sonlarında Amerikan Pediatri Akademisi (APA) ani bebek ölümü sendromunun (ABÖS) yüzükoyun uyku pozisyonu ile yakından ilişkili bulunduğunu söyleyerek, Nisan 1992’de, her ebeveyni ani bebek ölümünü önlemek için uyurken bebekleri sırtüstü pozisyonda konumlandırmaya teşvik eden bir kampanya başlattı. Netice olarak ABÖS sıklığı yüzde 40’tan fazla azaldı, sadece pozisyonel plajiyosefali ortalama yüzde 600 oranında arttı ve her yıl artmaya devam ediyor” dedi.
“Bu bozuklukta kafanın toplam hacmi değişmez”
Doç. Dr. Işık, pozisyonel kafatası biçim bozukluğunun çeşitli nedenlerle ortaya çıkan asimetrik bir deformasyon bulunduğunu belirtti. Doç. Dr. Işık, “Bu sebepler içinde ilk doğum, yardımlı doğum, çoğul gebelik, erken doğum, konjenital kas tortikolisi (yamuk boyun duruşu), adam cinsiyet ve en sık kafayı uzun süre aynı pozisyonda tutmak sayılabilir. Bu tür deformasyon süreçleri çoğunlukla doğumdan sonraki ilk birkaç ayda ortaya çıkar ve esas olarak başın pozisyonundan etkilenir. Başın uzun süre aynı pozisyonda tutulması, başın zemine bakan kısmının düzleşmesine niçin olur, sonrasında yüzün üst kısmı düzleşmeye adım atar. Başın her iki tarafı da kademeli olarak bozulma olacak ve başın asimetrik bir şekline yol açacaktır. Bu bozuklukta kafanın toplam hacmi değişmez ve kafaiçi tazyik artmadığı için zeka geriliği beklenmez. Sadece çocukluktan itibaren kozmetik kaygıların devreye girmesi ve akran zorbalığı sebebiyle psiko-sosyal sorunlara yol açabilir. Bu yüzden tedavi edilmesi gerekmektedir. Tedavide sırayla pozisyon değişikliği, fizyoterapi, masaj terapisi ve son olarak kask terapisi uygulanır” diye konuştu.
“Ebeveynlerin dikkati eken tanı ve tedavi için elzem”
Doç. Dr. Işık, pozisyonel plajiyosefalinin çoğu zaman doğumdan sonraki ikinci aydan itibaren görülmeye başladığını ifade ederek, “Kraniyosinostozis ise doğumdan itibaren görülebilir sadece yaşamın ilk senesinde herhangi bir zamanda tanı konulabilir. Bebeklerle en fazla zamanı annenin ve babanın öncülüğünde bebek bakımına destek olan anneanne/babaanne benzer biçimde aile büyüklerinin geçirdiği düşünüldüğünde takip eden çocuk doktoru yada aile sağlığı merkezindeki hemşireden ziyade ebeveynlerin dikkati erken tanı ve tedavi için elzemdir. Pozisyonel plajiyosefalide bebeğin hep aynı tarafa yattığını fark edip pozisyon değişikliğine gidilebilir. Ya da bebeğin boynunu kastığı ve başını öteki tarafa oldukça çeviremediği fark ediliyorsa doğumsal tortikolis akılda tutulmalıdır” dedi.
“Kraniyosinostoz her durumda cerrahi müdahale gerektirir”
Doç. Dr. Semra Işık, kraniyosinostoz tedavi edilmezse kötüleşen kraniyal deformiteye ve potansiyel olarak artmış kafa içi basıncı ile genel kraniyal gelişme kısıtlamasına niçin olabileceğini belirtti. Doç. Dr. Işık, “Ihtimaller içinde zeka geriliği, okul başarısında düşüklük, görme ve işitme kayıplarının yanı sıra deformite, çocuğun gelişimi esnasında akranlarıyla etkileşime girmesi, akran zorbalığı sebebiyle psikososyal sorunlara yol açabilir. Kraniyal gelişme kısıtlamasına ek olarak, sendromik hastalarda hidrosefali sebebiyle artmış kafa içi tazyik gelişebilir. Tanı konulmasından kısa bir süre sonrasında cerrahi uygulanması gerekiyor. Tedavi edilmeyen kraniyosinostoz ile ilişkili riskler sebebiyle, çoğu zaman kapalı olan sütürleri açmak ve kemikleri tekrardan şekillendirmek için tanıdan kısa bir süre sonrasında cerrahi uygulanır. Şu anda bunun için kullanılan dört cerrahi yöntem var” ifadelerini kullandı.
“Tekrardan şekillendirme ameliyat esnasında gerçekleştiğinden, başka ek tedaviye gerek kalmamıştır”
“Geleneksel açık kalvaryal şekillendirme ameliyatı, kaynamış sütür de dahil olmak suretiyle bozulma olmuş kafatası kemik kısımlarının çıkarılmasını, tekrardan şekillendirilmesini ve yerleştirilmesini ihtiva eder” diyerek konuşmasını sürdüren Işık, “Ameliyat ortalama 4-5 saat sürer ve çoğunlukla kan nakli gerekir. Ameliyat sonrası, çocuk çoğu zaman minimum 1 gün yoğun bakım ünitesinde gözlemlenir ve hemen sonra düzgüsel beyin ve sinir cerrahisi servisinde ortalama 3-5 gün geçirir. Göz çevresi şişmesi sonucu gözler kapanır, taburcu edilmeden ilkin yeniden açılması beklenir. Cerrahi riski azaltmak için ameliyat çoğu zaman çocuk 6 aylığa ulaştıktan sonrasında yapılır. Tekrardan şekillendirme ameliyat esnasında gerçekleştiğinden, başka ek tedaviye gerek kalmamıştır” dedi.
Endoskopik ameliyat sonrası kask terapisi
Ameliyatın endoskopik olarak da yapılabildiğini söyleyen Doç. Dr. Işık, “Endoskopi yardımlı minimal invazif cerrahi, kemikleri serbestleştirmek için bir tek kaynaşmış sütürün çıkartılmasını ihtiva eder. Tekrardan şekillendirme hemen sonra kraniyal şekillendirici kask yardımıyla ameliyat sonrası gerçekleşir. Ameliyat ortalama 1 saat sürer; nadiren kan nakli gereklidir. Ameliyat sonrası, çocuk tipik olarak 1-2 gün beyin ve sinir cerrahisi servisinde gözlenir ve taburcu olmaya hazırdır. Çoğu zaman göz çevresi ödemi gözlenmez. Takiben ameliyat sonrası 10. gün benzer biçimde şekillendirici kask tedavisine başlanır. Şekillendirici kask, sert bir dış kabuk ve özelleştirilebilir iç köpük dolgudan oluşur. Köpük, daha azca büyümenin istendiği kafatası bölgeleriyle temas eder. Açık alanlar, daha çok büyümenin istendiği kafatası bölgelerine yerleştirilmiştir. Bu şekilde, genel kafatası büyümesi stratejik olarak yönlendirilir. Kask tedavisinin göreceli dezavantajı kaskın maliyetidir. Sadece toplam maliyete bakıldığında yoğun bakım ve servis yatışının uzunluğu, cerrahi işlemin büyüklüğü sebebiyle açık kalvaryal şekillendirme endoskopi yardımlı sinostoz cerrahisine oranla nerdeyse 3 kat daha pahalı bir tedavi yöntemidir” diye konuştu.
“Bu süre içinde ne kadar erken ameliyat edilir ise kozmetik sonuçlar o denli iyi olacaktır”
Her cerrahi yöntemin pozitif yönde ve negatif özellikleri bulunduğunu vurgulayan Semra Işık, “Bununla beraber, tüm seçenekleri sunabilmenin anahtarı erken tanı ve yönlendirmedir. Endoskopik yardımlı minimal invazif cerrahiyi takiben kask tedavisi seçeneğini gerçekleştirmek için yaş penceresi ideal olarak 2.5-3.5 aylıktır, sadece bu prosedürü 6. aya kadar tatbik eden merkezler de mevcuttur. Sendromik, kapalı çoklu sütür olguları ve 6 aydan büyük hastalar açık kalvaryal şekillendirme ile tedavi edilir. Kaskın çocuğun ilk doğum gününe kadar her gün günde 23 saat takılması gerekmektedir. Alışması zor benzer biçimde gözükse de bebeklerin bir çok oldukça uyumlu olmakta, alışma zorluğunu daha oldukça mental olarak aile yaşamaktadır. Endoskopi yardımlı kraniyosinostoz cerrahisi için uzun dönem neticeleri yayımlanmış en ideal hasta grubu herhangi bir sendromun eşlik etmediği tek sütür sinostozu ile başvuran 2 – 6 ay arası bebekler olarak belirtilmiştir. Sadece bu süre içinde ne kadar erken ameliyat edilir ise kozmetik sonuçlar o denli iyi olacaktır. Bilhassa metopik ve koronal sinostozda 4. aydan sonrasında meydana getirilen cerrahilerde kozmetik başarının düşmüş olduğu görülmektedir” ifadelerini kullandı.

Son Dakika Haberler