ABD’nin konuşmuş olduğu dava: Müebbet hapse çarptırılan Adnan Syed, 23 yıl sonrasında özgür bırakıldı

21.09.2022 15:39 Son Güncelleme: 21.09.2022 15:43 ABD’nin Maryland eyaletinin Baltimore şehri 1999 yılının Ocak ayında korkulu bir adam öldürmeye sahne oldu. Lise son derslik talebesi Hae Min Lee, bigün okuldan çıktıktan sonrasında ortadan kayboldu.
Altı hafta sonrasında polis, Lee’nin derslik arkadaşı ve eski adam arkadaşı Adnan Syed’i gözaltına aldı. Cinayetle suçlanan Syed masum bulunduğunu söylüyordu sadece bazı deliller ve bir tanığın ifadesi tam tersine işaret ediyordu.
Bu katliam 23 yıldan fazla süre sonrasında bu hafta tekrardan ABD’de gündemin ilk sıralarına yerleşti. Sebebi ise 17 yaşından beri cezaevinde olan Syed hakkında yaşam boyu hapis cezası kararının bozulması.
Önceki hafta Savcılık yetkilileri bir müracaat yapmış, Syed hakkında kararın doğruluğuna dair güvenlerini kaybettiklerini belirterek hükmün iptalini istemişti. 19 Eylül günü Baltimore Kent Dönem Mahkemesi’nde görülen duruşmada Yargıç Melissa M. Phinn, “hakkaniyet ve hakkaniyet adına” sonucu bozduğunu zira yargılanma sürecinde savcıların ellerindeki tüm kanıtları Syed’in avukatlarıyla paylaşmadığını ve davanın sonucunu etkileyebilecek yeni delillere ulaşıldığını bildirdi.
Yargıç Phinn, “Bugün Bay Syed’in prangalarını çıkarıyoruz. Pekala Bay Syed, ailenize katılmakta özgürsünüz” dedikten birkaç dakika sonrasında Syed mahkeme binasının merdivenlerinde göründü, kendisini destekleyenleri gülümseyerek selamladı. Arkasından da kendisini bekleyen araca binip etrafını saran muhabirlerin sorularının hiçbirini yanıtlamadan evine döndü.
Ikimiz de olayın geçmişini bilmeyenler ya da “Ben bu vakası bir yerden hatırlıyorum fakat nereden?” deyip hafızasını tazelemek isteyenler adına “23 yıl ilkin ne olmuştu?” diye sorduk ve bu kararın niçin bu kadar ses getirdiğine birazcık daha yakından baktık. İşte 8 soruda Hae Min Lee cinayeti ve Adnan Syed davası…
1) HAE MIN LEE’YE NE OLDU?
Hae Min Lee 1980 senesinde Cenup Kore’de dünyaya gelmiş, anası Youn Kim ve adam kardeşi Young Lee ile birikte 1992’ye ABD’ye göç etmişti. Baltimore’da bulunan Woodlawn Lisesi’nin popüler öğrencilerindendi, lakros ve çim hokeyi takımlarının yıldızıydı.
Lee, 13 Ocak 1999 tarihinde okuldan çıktıktan sonrasında ortadan kayboldu. Son olarak saat 14.15 civarında 1998 model Nissan Sentra’sının direksiyonunda görülmüştü. Her gün saat 15.15’te yapmış olduğu suretiyle, 6 yaşındaki kuzenini kreşten almaya gidiyordu. Sonrasında da LensCrafters’daki işine gidecekti. Sadece Lee o gün kreşten kuzenini almayınca ailesi bir tuhaflık bulunduğunu hissetti ve polise haber verdi.
Derhal soruşturma başlatıldı, polis Lee’nin birçok arkadaşının ifadesini aldı. Onlardan biri de eski adam arkadaşı Adnan Syed’di. Derslik arkadaşlarının ondan sonra verdiği ifadelere nazaran Syed ve Lee aralarındaki kültürel ve dini farklılıklardan dolayı ilişkilerini gizli saklı tutuyordu. Sadece 1998 senesinde sevgili oldukları, aynı senenin Aralık ayında ayrıldıkları belirtiliyordu. Akşam 18.30 sularında polisle görüşen Syed, Lee’yi son olarak ders çıkışında gördüğünü söylemiş oldu.

Arkasından 01.30 civarında polisler Lee’nin o sıradaki adam arkadaşı olan Don Clinedinst’in kapısını çaldı. Lee ve Clinedinst’in 1 Ocak 1999 tarihinde çıkmaya başlamıştı. Kendisi de LensCrafters’da çalışan ve dükkân sahibinin oğlu olan Clinedinst ifadesinde Lee’yi o gün asla görmediğini belirtti.
2) ADNAN SYED’İN SUÇLANMASININ SEBEBİ NEYDİ?
9 Şubat günü Lee’nin cansız bedeni kısmen toprağa gömülü halde Baltimore’daki Leakin Parkı’nda bulunmuş oldu. Otopsisinde boğularak öldüğü anlaşıldı.
Polis dikkatini ilkin cesedi kabul eden kişiye yöneltti sadece 12 Şubat günü Dedektif Darryl Massey’e gelen iki isimsiz suç duyurusu telefonu her şeyi değiştirdi. Arayan şahıs polislerin Syed’e odaklanması icap ettiğini söylüyordu. (Davanın çözümünü sağlayacak ihbarlara 3000 dolardan fazla ödül vaat edilmişti.)
Lee’yi kabul eden şahıs Serial’da Bay S. olarak geçti, “The Case Against Adnan Syed” belgeseli yardımıyla de Alonzo Sellers olduğu ortaya çıktı. Sellers, yolda giderken tuvaletini yapmak için parkın derinliklerine girdiğini, Lee’yi de o sırada bulduğunu söylüyordu. Sadece tuvaletini meydana getirecek bir yer bulmak için 38 metre ilerlemesi kafaları kurcalamış ve Sellers’ın şüpheli listesine alınmasına yol açmıştı. Sabıka kaydında bulunan teşhircilik iddiaları da bunda etkili olmuştu.
Syed’in arkadaşlarından önde gelen Jay Wilds’ın ifadesi oldukca belirleyici oldu. Wilds mahkeme kürsüsünde verdiği ifadede Syed’le beraber bir avmsine gittiklerini, Syed’in kendisine Lee’yi öldüreceğini söylediğini belirtti. Arkasından öğleden sonrasında Syed’in kendisini arayıp bir teknoloji mağazasından almasını istediğini ve Lee’nin otomobilinin bagajına koyduğu cansız bedenini gösterdiğini öne sürdü. Arkasından arabayı bir otoparka bırakıp çıkmışlardı. O gece Lee’nin bedenini Leakin Parkı’na gömmüşler, otomobilini da bir konutun otoparkına bırakmışlardı.
Baltimore polisi 16 Şubat günü Syed’e ilişkin cep telefonu baz istasyonu kayıtlarını talep etti. Kayıtlar Syed’in parkın civarlarında olduğuna işaret ediyordu.
28 Şubat günü saat 4.30’da Lee’nin otomobili bulunmuş oldu, saat 6.00 sularında da Syed evinde gözaltına alındı.

Ablası öldürüldüğünde hemen hemen 16 yaşlarında olan Young Lee, Baltimore Sun’a yapmış olduğu açıklamada, Syed’in gözaltına alınmasının ailesine birazcık da olsa rahatlık getirdiğini belirtti fakat bununla beraber yaşadıkları şaşkınlığı da dile getirmeden duramadı: “Oldukça şaşırdık zira bizlere Adnan’ın en yakın arkadaşlarından biri bulunduğunu söylüyordu.”
Syed, seneler sonrasında Serial’a verdiği röportajda 13 Ocak gününe dair oldukca başka şeyler söyledi; fotoğrafçılık ve İngilizce derslerine girdiğini peşinden arkadaşı Jay Wilds’ı aradığını ve öğle yemeği içinde okuldan ayrılıp Wilds’ın otomobiliyle bir bölgelere gittiklerini söylemiş oldu. Arkasından Wilds, Syed’i tekrardan okula götürmüştü. Öğleden sonrasında ilk dersi boş olan Syed, ondan sonra psikoloji dersine gitmiş hatta birazcık geç kalmıştı. (Öğretmeninin notlarına nazaran de Syed 12.50’de başlamış olan derse 13.27’de girmişti.) Dersten sonrasında Woodlawn Halk Kütüphanesi’ne giden Syed, e-postasını denetim etmişti ve arkadaşı Asia McClain’le söyleşi etmişti. Arkasından atletizm antrenmanına gitmişti. Wilds, Syed’i antrenman çıkışında otomobiliyle almış, ikili başka bir arkadaşlarının evine gitmişti. Polis memuru Scott Adcock, Syed’i arayıp bilgisine başvurduğunda da o arkadaşının evindeydi. Syed, polise Lee’nin çıkışta kendisini almasını planladıklarını fakat okulda cezaya kaldığını ve kızın beklemekten sıkılıp ayrıldığını düşündüğünü söylemişti. Syed Serial’a polisle konuştuktan sonrasında arkadaşının evinden ayrıldığını ve yoldan yiyecek bir şeyler alıp akşam namazı için babasıyla camide buluştuğunu belirtiyordu.

3) YARGILAMA SIRASINDA NELER YAŞANDI?
Syed’in ailesi oğullarını temsil etmesi için Avukat Maria Cristina Gutierrez ile anlaştı.
İlk dava Aralık 1999’da başladı sadece yalnız 3 gün sonrasında hükümsüz yargılama sonucu çıktı. Zira jüri üyeleri Gutierrez ile yargıç arasındaki bir konuşmaya kulak misafiri olmuştu. Bu konuşmada Gutierrez yargıcın bir ifadesine, bunun kendisini yalancılıkla suçlamak anlamına geldiğini belirterek tepki gösteriyordu. Jüri üyelerinin bu konuşmayı duyduğunu öğrendikten sonrasında yargıç, Gutierrez’in hükümsüz yargılama başvurusunu kabul etti.
İkinci dava Ocak 2000’de başladı ve 6 hafta sürdü. Syed, birinci aşama cinayetin yanı sıra hırsızlık, kaçırma ve zorla alıkoyma suçlamaları ile yargılandı.
25 Şubat 2000’de kararını açıklayan jüri, Syed’i yargılandığı tüm ithamlardan suçlu buldu. Syed yaşam boyu artı 30 yıl hapis cezasına çarptırılarak cezaevine gönderildi. Syed’in ailesi karar açıklanır açıklanmaz Gutierrez’e verdikleri temsil yetkisini geri aldı.
4) “SERIAL” NEDİR? BU DAVADAKİ ÖNEMİ NE?
Syed’in kaderini değiştiren şey bir podcast oldu. Dünyada “true crime” (gerçek kabahat) furyasını başlatan Serial’ın 2014 yılının sonbaharında yayına giren ilk sezonunda gazeteci Sarah Koenig, 12 hafta süresince Syed hakkında suçlamaları ve yargı sürecini tekrardan ele aldı.
Daha ilkin Baltimore Sun gazetesinde de çalışmış deneyimli bir gazeteci olan Koenig, Baltimore’da yaşayan ve Syed’lerin aile dostu olan avukat Rabia Chaudry’nin kendisine gönderilmiş olduğu bir e-posta yardımıyla davayla ilgilenmeye başladı. Her bölümde Lee’nin kaybolduğu gece yaşananlara dair bir süre akışı meydana getirmeye çalışıyordu.
Koenig ilk bölümde, “Geçtiğimiz yıl tüm iş günlerimi liseye giden bir çocuğun, 1999 senesinde bigün okuldan çıktıktan bir saat sonrasında nerede bulunduğunu çözmeye emek vererek geçirdim” ifadelerini kullanıyordu.
Koenig’in açığa çıkardığı en mühim gerçeklerden biri, Lee’nin kaybolduğu gün Syed’i gören bir şahit olmasıydı. Asia McClain isminde bu görgü tanığı, Lee’nin kaybolduğu saatlerde Syed’le beraber kütüphanede bulunduğunu söylüyordu. McClain, Syed adına tanıklık edebileceğini söylese de avukat Gutierrez, bu genç kızla bağlantı dahi kurmamıştı. (Birçok müvekkilin şikayetlerinin peşinden 2001 senesinde barodan atılan Gutierrez, 2004’te yaşamını yitirdi.)
Koenig ek olarak baz istasyonu kayıtlarının güvenilirliğini de sorguluyor ve 1999’da toplanan fizyolojik delillerin Syed’in DNA’sıyla asla karşılaştırılmadığını ortaya koyuyordu.
Her bölümde yeni detaylar ve potansiyel şüpheliler ortaya çıktıkça, web dedektiflerinin merakı ve ilgisi birazcık daha artıyor, davayla ilgili yeni teoriler blog’larda ve forumlarda devamlı üst sıralarda yer alıyordu.
Bir tek ilk senesinde 100 milyondan fazla kez indirilen bugün ise 300 milyon dinlenmeyi çoktan aşmış olan podcast, kamuoyunun dikkatini Adnan Syed davasına çekti; “suçluluğa, doğruya ve gerçeğe iyi mi karar verildiğine ilişkin ikna edici, sorgulayıcı yaklaşımı” sebebiyle Peabody Ödülü’ne layık görüldü. İlerleyen sezonlarında aynı popülerliği yakalayamamış olsa da günümüzde dijital platformlarda devamlı karşımıza çıkan bir formatın atası oldu.
5) PODCAST’İN YAYINLANMASININ ARDINDAN NELER YAŞANDI?
Serial’ın davayı kamuoyunun gündemine taşımasının da etkisiyle, Şubat 2015’te Maryland’de bir mahkeme, Syed’in temyiz başvurusunu değerlendirmeyi kabul etti. Kasım 2015’te mahkeme yeni delillerin sunulması amacıyla duruşmalar yapılmasına karar verdi.
2016 yılına uzanan bu duruşmalar esnasında Syed’in avukatları, müvekkillerinin ilk savunmasında büyük ihmaller bulunduğunu öne sürerek Asia McClain’in ifadesini mahkemeye sundu. Avukatların üstünde durduğu bir öteki nokta da Gutierrez’in baz istasyonu verilerini sorgulamamış olmasıydı.
Maryland’deki yargıç Haziran 2016’da tekrardan yargılanma sonucu verdi, savcılık bu sonucu temyize götürdü. Syed’in avukatlarının kefaletle salıverilme ve tutuksuz yargılanma başvurusu ise kabul edilmedi.

2018 senesinde Maryland Hususi Temyiz Mahkemesi Syed’in tekrardan yargılanmasının önünü açan sonucu onadı ve hukuki temsilinde yetersizlik olduğu nedeni öne sürülerek 2000 yılındaki hükmün iptaline karar verdi. Sadece Syed özgür bırakılmadı.
2019 senesinde Maryland eyaletinin en üst düzey mahkemesi olan Temyiz Mahkemesi 3’e karşı 4 oyla 2018’de alınan sonucu bozdu. Mahkemenin hükme dair açıklamasında müdafa avukatı Gutierrez’in yetersiz olduğu kabul edildi sadece bu yetersizliğin Syed hakkında bir önyargıya yol açmadığı açıklandı. Tekrardan yargılanma kararını da reddeden mahkeme, Syed hakkında 2000’de verilen hükmü tekrardan yürürlüğe koydu.
Kasım 2019’da ABD Yüksek Mahkemesi, Syed’in başvurusunu reddetti ve davayı gündemine almayacağını duyurdu.
Aynı yıl Mart ayında yayına giren ve yapımcılığını Chaudry’nin üstlendiği “The Case Against Adnan Syed” belgeseli de bazı şoke edici gerçeklerin açığa çıkmasını sağlamış oldu. 4 bölümlük belgeselde aktarıldığında nazaran, Syed’in yeni avukatlarının talebi üstüne Lee’nin cansız bedeni ve giysileri üstünde meydana gelen DNA testleri sonucunda, maktul haricinde hiç kimseye ilişkin bir iz tespit edilememişti.
Belgeselin öne sürdüğü en mühim noktalardan biri de Syed hakkında kararda Müslüman olmasının önemi bir rol oynadığı, kararın altında bir ırkçı bir önyargının yattığıydı.
Rabia Chaudry, Temmuz 2016’da Guardian’a yazdığı bir köşe yazısında şu ifadeleri kullanıyordu: “Adnan benim adam kardeşimi en yakın arkadaşı ve benim de kardeşim benzer biçimde. Şubat 1999’da alacakaranlık vakti evinden alındığı günden bu yana hep masumiyetini savundu ve ben ve akrabalarım ona inanıyoruz. Toplanan tüm adli deliller Adnan’ın masumiyetin işaret etti. Lee’nin vücudunda bulunan saç telleri Adnan’la eşleşmedi; giysilerinden, ayakkabılarından, otomobilinden ve odasından alınan onlarca toprak örneği de Leakin Parkı’ndaki toprakla eşleşmedi.”
6) SYED HAKKINDAKİ HÜKÜM NASIL İPTAL EDİLDİ?
Mart 2022’de savcılık DNA teknolojisinde yaşanmış olan gelişimleri de göz önünde bulundurarak, yeni bir kontrol yapılmasını kabul etti.
Öteki taraftan Maryland’de yürürlüğe giren yeni bir yasa, savcılara, kabahat işlediği sırada 18 yaşından ufak olan ve minimum 20 yıl hapiste kalan mahkumların cezalarını tekrardan değerlendirme yetkisi verdi. Bu yasanın yürürlüğe girmesinin peşinden Syed’in avukatı Erica J. Suter, Baltimore Savcılığı’na başvurarak müvekkilinin bu değerlendirmeden faydalanması için talepte bulunmuş oldu.
Tüm bunların sonucunda 14 Eylül günü savcılık mahkemeye başvuruda bulunarak Syed hakkında kararın iptalini istedi. Savcılığın başvurusunda meydana getirilen soruşturma sonucu iki ihtimaller içinde şüpheliye daha ulaşıldığı, devrin savcılarının Syed’in avukatlarıyla paylaşmadığı bazı kilit kanıtlar elde edilmiş olduğu ve davada sunulan “en tehlikeli sonuç kanıtlara ilişkin mühim güvenilirlik problemleri” tespit edilmiş olduğu açıklandı.
Söz mevzusu yeni kanıtlar içinde DNA’nın yanı sıra bazı belgeler de içeriyor. Bu belgelerden birinde bir kişinin Lee’yi başka bir kişinin gözünün önünde “ortadan kaldırmak” ve “öldürmekle” tehlike arzettiği belirtiliyor. Bir öteki belgede ise başka bir kişinin “aynı şüphelinin kurbana zarar verme öne sürülen nedeni kabul edilebilecek” bir informasyon verdiği belirtiliyor.
Başvuruda ek olarak Syed’in “en azından” tekrardan yargılanması ve özgür bırakılması gerektiği ifade edildi.
Baltimore Savcısı Marilyn J. Mosby yapmış olduğu yazılı açıklamada, “Bu davanın olgularının neredeyse bir senedir araştırılmasının sonucunda, Syed kafi temsil edileceği ve güncel kanıtların sunulacağı yeni bir duruşmayı hak etmektedir” satırlarına yer verdi.

7) LEE AİLESİ BU OLANLARA NE DİYOR?
En başından bu yana kızlarını öldüren kişinin Syed bulunduğunu ve verilen hapis cezasının haklılığını korumak için çaba sarfeden Lee ailesi Serial podcast’ine görüş vermeyi de reddetmişti.
2016 senesinde Syed’e tekrardan yargılanma yolu açıldığında, aileden basına meydana getirilen açıklamada podcast’in “oldukca azca kişinin hayal edebileceği kadar derin yaraları tekrardan açmış olduğu” belirtilmişti. Baltimore Sun’ın aktardığına nazaran ailenin açıklamasında podcast’in kamuoyunu yanlış bilgilendirdiği vurgulanarak, şu ifadelere yer verilmişti:
“Hae için sesini yükseltmeye gönüllü kişilerin sayısı bu kadar azken, korkulu bir kabahat işlemiş, ailemizi mahvetmiş, mesuliyet almayı reddeden bir kişiyi bu kadar oldukca insanoğlunun savunduğunu görmek halen oldukca zor. Bu davayı internetten öğrenenlerin aksine hepimiz her gün bu mahkeme salonunda oturup iki duruşmayı da izledik. Onca tanığı dinledik, onca kanıt gördük.”
Pazartesi günü de Yargıç Phinn’in kararının açıklanmasından ilkin aile adına söz alan Young Lee, duygusal bir konuşma yapmış oldu ve “Bu benim için bir podcast değil. Bu gerçek yaşam; 20 yılı aşkın süredir asla sonu gelmeyen bir kâbus” ifadelerini kullandı.
Young Lee, savcılığın hükmün iptali için müracaat yapmasının kendisini hayal kırıklığına uğrattığını ve ihanete uğraşmış hissettirdiğini belirterek, “Ne süre ‘Bu iş bitti’ diye düşünsem tekrardan başlıyor. Bu durum hem beni hem de annemi öldürüyor” dedi.
8) PEKİ ŞİMDİ NE OLACAK?
Elektronik kelepçeyle ev hapsine alınan Syed’in geleceği hemen hemen beli değil zira hakkında hükmün iptali aklandığı ya da masum olduğu anlamına gelmiyor. Savcılığın önümüzdeki 30 gün içinde bir karar vermesi ve ya tekrardan dava açması ya da suçlamaları tamamen düşürmesi gerekiyor.
Tekrardan dava açıldığı takdirde, son senelerce açığa çıkan kanıtların ışığında bir aklanma söz mevzusu olabilir. Bu sayede Lee ailesi de Young Lee’nin deyişiyle sonu gelmeyen kâbustan uyanarak vakası peşinde bırakıp iç huzuruna kavuşabilir.
Yukarıda da dediğimiz benzer biçimde savcılık iki ihtimaller içinde şüphelinin değerlendirildiğini belirtti. İsimleri açıklanmayan bu şüpheliler hakkında iddianame de hazırlanmadı.
Savcılık yetkilileri bu şüphelilerin 1999 yılındaki soruşturma esnasında malum kişiler bulunduğunu sadece olması gerektiği benzer biçimde değerlendirilmediğini ve haklarındaki bilgilerin Syed’in avukatlarıyla paylaşılmadığını açıkladı. Soruşturmanın iyiliği açısından ayrıntılara girilmedi. Davayı yakından takip eden meraklılar ise bu kişilerin podcast’te ve belgeselde adı geçen ihtimaller içinde şüpheliler içinde olup olmadığını münakaşaya çoktan başladı bile…
Bu şüphelilerden birinin daha ilkin bir hanıma aracında saldırmaktan yargı giydirilmiş olduğu biliniyor. Öteki şüpheli ise birden fazla hanıma tecavüzden ve cinsel saldırıdan yargı giymiş. Lee’nin otomobilinin bu kişilerden birinin bir aile üyesine ilişkin evin derhal arkasında bulunmuş olması da mühim bir detay.
Savcı yardımcısı Becky Feldman, hükmün iptalinin gerekçeleri içinde güvenilmez şahit ifadelerini ve davayı soruşturan dedektiflerden birinin kişisel önyargılarını da sıraladı.
Feldman, “Bunun ne kadar zor bulunduğunu biliyorum fakat doğru kişiden hesap sorduğumuzdan güvenilir olmalıyız” dedi.
Mosby ise Syed hakkında tekrardan dava açıp açmama kararını vermeden ilkin DNA analizinin neticelerini beklediklerini belirterek, “Hakkaniyet, devamlı ardında koşarken ödenen bedele kıymet” dedi.
ABD’li eski büyükelçi CNN TÜRK’te: Türkiye sağduyulu davrandı ve NATO’ya gitti

Son Dakika Haberler